Steve Jobs (Walter Isaacson)

Bu sabah yeni bir kargo aldım. Kargonun içeriğinde ise Steve Jobs kitabı vardı.

Bu değerli kitap,
Twitter üzerinden takipleştiğim, kendisi de bir Apple hayranı olan ingilizce öğretmeni Fatih Ekrem Bahadır hocamın bir armağanı.

Hediye almak güzel.
Hediyenin kitap olması ayrı bir güzel.
Kitabın Steve reis olması apayrı bir güzel. 🙂

Buradan kendisine çok çok teşekkür ediyorum.

Güzel insanlar hala var…

 





Pinokyo

Ertesi gün Ateşyiyen, Pinokyo‘yu bir köşeye çekip sordu:

-Babanın adı ne?

-Geppetto.

-Ne iş yapıyor?

-Yoksul.

-Çok kazanıyor mu?

-Cebinde beş kuruş olmayacak kadar çok. Düşünün, bana alfabe alabilmek için sırtındaki tek ceketini satmak zorunda kaldı; yamalar içinde, yürek yarası bir ceketti bu.

 


*Fotoğraf; @darzamanlar

Barış Özcan’ı tanıyor musunuz?

Barış Özcan‘ı bilenler bilir. Kendisini Hikaye Anlatıcı – Storyteller olarak tanımlıyor ve her hafta Pazar günleri “sanat, tasarım, teknoloji hikayeleri” sloganıyla birbirinden farklı, özgün, kaliteli içerikler paylaşarak; insanı düşünmeye, araştırmaya, sorgulamaya, yazmaya, okumaya, üretmeye sevkediyor.

Bu haftanın videosu da, tıpkı şimdiye kadar ki paylaşmış olduğu içerikler gibi yine çok iyi!

Bir kez izleyin, sonrasında zaten her hafta severek takip edeceksiniz. 🙂

İlginç Bir Diyalog

Frank: Ah, özür dilerim!

Elise: Ne için?

Frank: Sigaram için… Ama merak etmeyin, bu gerçek sigara değil. Bakın, dumanı su buharından!

Elise: Doğrusu, hayal kırıklığına uğradım.

Frank: Neden? Sigara tiryakiliğimden mi?

Elise: Hayır! Ben bir erkeğin neden hoşlanıyorsa, gerçekten onu yapmasını tercih ederim.

 

(Depp ve Jolie’li önemsiz fakat Venedik görüntüleriyle baştan çıkartan 2010 yapımı Tourist filminden ilginç bir diyalog – Haşmet Babaoğlu)

Yağmurlu Havalar

Yağmurlu havalar için, “dışarıda sıkıcı bir hava var” tarzında cümle kuran birinin, güzellik anlayışıyla bir sorunu olduğunu düşünüyorum.

Sırf kuru ve ütülü kalsın diye kıyafetlerimiz, sağanaklara şemsiyesiz çıkma cesaretini kaybettik biz en çok!

-Gökhan Özcan

 

Bu görsel için yukarıdaki satırları yazmıştım.

Görsel demişken…
Öncelikle bu görsel çok hoşuma gitmişti, ki hala da öyle. Çünkü illustration çizimleri çok seviyorum. Fakat görsele biraz daha uzun bakınca, bu görseli sevmemin nedeninin sadece illustration çizim olmadığını ancak anlayabildim. Demek ki daha önce çok dikkatli incelememişim.

Peki neydi bu çizimi bu kadar sevmiş olmamın nedeni?

Renkler…
Pastel renklere bayılıyorum ve bu çizimde kullanılan renkler de o kadar güzel ve sıcak ki. Üstelik çizimde baskın olan sarı renk, benim en sevdiğim renk 🙂

 

Yağmur…
Yağmurdan kaçmamak. Durmak. Hayata dokunmak. Yaşamı pas geçmemek. Güzelliklerin farkında olmak. Hissetmek. An’ı yaşamak. Bu ve dahasını bu çizimde görebilmek mümkün.

 

Küçük ayrıntılar…
Dost canlısı olmak. “Canlı”lara yoldaş olmak, ortak olmak, beraber olmak, paylaşmak. Köpeğin, kurbağanın, salyangozun güzelliği, sevimlilikleri. Hayatın birer ayrıntı ve parçası.

 

İşte bunlarmış bu çizimi bu kadar sevmiş olmamın nedeni.
Ancak fark edebildim.

Peki size ne hissettiriyor bu görsel? 🙂

Çay ve Kahve

Çay, şefkati temsil eder… Kahve ise sevgiyi….. Çay, güvenlik arayışıdır; Kahve ise kışkırtılmış merak duygusudur… Hayatımızdaki bazı diyaloglarda böyledir…. Çay sıcaktır, arkadaşlığa atıf yapar… Kahve ılıktır, yalnızlık hissi uyandırır… Kalabalıklar içinde olsanız bile…

Hikayesinin taşıdığı içtenliği anlatmak için ya da mütevazi bütçesini ve amatörce hayallerini vurgulamak için ”Sıcacık” bir film deriz…. Farkında olmasak bile, bu tip filmlerde hep çayın tadını tarif ederiz biz…

-Haşmet Babaoğlu

Hatır soran ama verilen cevabı dinleyecek kadar vakti olmayan insanlara dönüşüyoruz hepimiz! *

Ç A Ğ R I K O N Y A L I (@cagrikonyali)’in paylaştığı bir gönderi ()

Deeperise – Raf

Son haftalarda sürekli bu parçaya kaçıyorum. Sık sık dinliyorum yani. Uzun zamandır böylesine bir tatta müziğe rastlamamıştım. Niye bilmiyorum ama tuhaf bir enerjisi var parçanın. İnsanı büyülüyor gibi.

 

Deeperise ismini daha önce duymamıştım.
2005’ten bu yana müzikle ilgileniyormuş ve elektro müzik tutkunuymuş.
Onu bunu bilmem ama müziğin hakkını vermiş.
Raf parçasına bayıldım ben.

 

 

 


Üstte Spotify bağlantısını verdim ama YouTube için buraya tıklayın! 🙂